İçeriğe geç
IEF Software
contact@iefsoftware.tr
← Yazılar

Web sitesi fiyatı neye göre değişir? Sayfa sayısına değil, işin kapsamına

Verimlilik için çift monitör, klavye, fare ve defter içeren minimalist masa düzeni.
Fotoğraf: Tranmautritam · Pexels

"Kaç sayfa olacak" sorusu neden yanlış soru

Web sitesi fiyatı sorulduğunda ilk konuşulan şey genelde sayfa sayısı oluyor: "beş sayfalık bir site kaça olur?" Oysa beş sayfalık iki site arasında kat kat fark olabilir. Sadece metin ve fotoğraf duran beş sayfa ile, randevu alan, müsait saatleri gösteren, sana bildirim düşen ve panelden yönetilen beş sayfa aynı iş değildir.

Fiyatı belirleyen şey sayfa adedi değil, sitenin ne kadar iş yaptığı. Aşağıda hangi kalemin neden pahalılaştırdığını, satış dili kurmadan tek tek yazdım.

Hazır tema mı, sıfırdan yazılan iş mi

Hazır tema, birilerinin önceden hazırlayıp herkese sattığı görsel şablondur. İçindeki yazıyı ve fotoğrafı değiştirip yayına alırsın. Ucuzdur, hızlıdır ve bazı işler için gerçekten yeterlidir; küçük bir tanıtım sitesi için tema almak ayıp değil.

İki yerde sıkışırsın. Birincisi: temada olmayan bir şeyi istediğinde. "Şu tabloyu şurada göstereyim" dediğin an tema seni yönlendirmeye başlar, sen siteyi değil site seni şekillendirir. İkincisi: tema genelde işini görmeyen bir sürü parçayı da beraberinde getirir; ihtiyacın olmayan onlarca özellik arka planda yüklenir ve site ağırlaşır.

Sıfırdan yazılan sitede sadece senin işine yarayan şey vardır. Daha uzun sürer, daha çok emek ister, dolayısıyla daha pahalıdır. Karar, "hangisi daha iyi" değil, "bu işin ne kadar kendine özgü olduğu" sorusunun cevabıdır.

İçeriği kim değiştirecek

Fiyatı en çok değiştiren kalemlerden biri, sitenin arkasında bir yönetim paneli olup olmadığıdır. Panel, parolayla girip fiyat listesini, çalışma saatlerini, kampanyayı ve fotoğrafları kendi başına değiştirebildiğin ekran demektir.

Panelsiz site daha ucuza çıkar; ama her değişiklik için birine ulaşman gerekir. Panelli site başlangıçta daha pahalıdır, sonrasında seni kimseye muhtaç etmez. Hangisinin daha doğru olduğu, içeriğinin ne sıklıkla değiştiğine bağlı: fiyatları mevsimlik değişen bir işletmeyle, on yıldır aynı üç hizmeti veren bir işletme aynı yerde değil.

Sitenin bir iş akışı var mı

Asıl fark burada açılıyor. Site sadece anlatıyor mu, yoksa bir iş mi yürütüyor?

Anlatan site: hizmetler, hakkımızda, iletişim, bir form. Yürüten site: randevu defterinin yerini alan takvim, stok ya da sipariş takibi, kayıt formundan doğrudan müşteri kaydı, ödeme, kurs kaydı, rezervasyon. İkincisinde artık site değil, sana özel bir sistem yazılıyor; test edilmesi, hatalarının düşünülmesi, yetkilerin ayrılması gerekiyor. Bu işin nasıl bir şey olduğunu teslim ettiğimiz işlerde görebilirsin.

Bir de arada kalanlar var: sitenin muhasebe programınla ya da kullandığın başka bir yazılımla konuşması. Yani iki programın birbirine otomatik bilgi aktarması. Bu her zaman mümkün olmuyor; öbür programın buna izin verip vermediğine bağlı ve fiyatı ciddi biçimde etkiliyor.

Metin ve fotoğraf kimden çıkacak

Az konuşulan ama işi uzatan kalem. Metinleri ve fotoğrafları sen veriyorsan iş kısalır. "Siz yazın" diyorsan, işletmeni tanımak, hizmetlerini doğru anlatmak ve yazmak da işin parçası olur.

Fotoğraf da öyle. Kendi dükkânında, kendi ekibinle çekilmiş sıradan bir fotoğraf, satın alınmış kusursuz bir stok görselinden daha çok iş getirir; çünkü biri gerçek, diğeri herkesin kullandığı bir şablon. Kendi dükkânının, ekibinin, yaptığın işin fotoğrafı her zaman daha çok güven verir; ama düzgün çekilmiş fotoğraf da bir iştir ve bedeli vardır.

Alan adı, barındırma ve sonrası

Site bir kere yapılıp bitmiyor. Alan adının her yıl yenilenmesi gerekiyor. Sitenin duracağı yer, yani barındırma, aylık ya da yıllık bir masraf. Güvenlik güncellemeleri, yedek alınması, bir şey bozulduğunda bakacak birinin olması da öyle.

Bunlar teklif alırken açıkça sorulmalı: bir yıl sonra ne ödeyeceğim, yedek alınıyor mu, site çöktüğünde kimi arayacağım, sitenin dosyaları ve alan adı kimin üstüne kayıtlı? Son soru önemli: alan adı kendi adına kayıtlı değilse, sitenin sahibi sen değilsin demektir.

Teklifleri karşılaştırırken neye bakmalı

Üç yerden teklif alıp sadece en alttaki rakamlara bakmak, en sık yapılan hata. Aynı işi tarif ettiğini sandığın üç teklif, çoğu zaman birbirinden çok farklı işleri anlatıyordur.

Karşılaştırmadan önce şunları yazılı isteyin: teslimde tam olarak hangi sayfalar ve hangi ekranlar olacak, panel var mı ve panelden neler değiştirilebilecek, metinleri ve fotoğrafları kim hazırlayacak, teslimden sonra kaç ay boyunca düzeltme yapılacak, ilk yıldan sonraki yıllık masraf ne olacak.

Bir de şu soru: iş bittikten sonra siteyi başka birine devretmek istersen ne oluyor? Alan adı senin adına mı kayıtlı, sitenin dosyalarını alabiliyor musun? Bunun cevabı net verilmiyorsa, ödediğin şeyin sahibi olmayabilirsin.

Sürenin de fiyata dâhil olduğunu unutma. "İki haftada biter" denen işlerin çoğu, içerik gecikmesi yüzünden uzuyor. Metinleri ve fotoğrafları önceden hazırlayan işletmenin sitesi hem daha çabuk çıkıyor hem de daha ucuza mal oluyor.

Ucuzun pahalıya patladığı yer

En düşük teklif genelde en az soru soran yerden gelir. Az soru sorulan işte, işin kapsamı sonradan büyür ve iki taraf da huzursuz olur. İyi teklif, ne yapılacağını değil neyin yapılmayacağını da yazan tekliftir.

Biz teklif verirken önce işletmenin neyi elle takip ettiğini konuşuyoruz, sonra kapsamı yazılı hâle getiriyoruz. Hangi işleri nasıl yaptığımız hizmetler sayfasında duruyor; kendi işin için kapsamın ne olduğunu konuşmak istersen bize yazman yeterli.

Diğer yazılar

  1. Satıyorum ama kazanıyor muyum: alış fiyatı ve gün sonu kasa

  2. Pazaryerinde satmak mı, kendi e-ticaret sitesi mi?